Posted in Psixologiya

İNANÇLARDAKİ YARATICI GÜÇ


İnançlarda yaratıcı güç ve yıkıcı güç vardır. İnsanların hayatlarındaki herhangi bir tecrübeyi alıp ondan kendi güçlerini yok edici ya da kendi hayatlarını kurtarıcı bir anlam çıkarma yeteneği vardır. Bazı insanlar geçmişlerindeki acıyı almış, “Bu yüzden başkalarına yardım edeceğim” demişlerdir. ” Benim ırzıma geçildi, ama bir daha kimseye bir zarar gelmeyecek.” Ya da derler ki, ” Ben oğlumu ya da kızımı kaybettiğime göre dünyada bir fark yaratmalıyım.” Bu, onların inanmak istediği birşey değildir. Daha çok parçalanmamak için, güçlü yolda ilerleyebilmek için bu tür yaklaşımda bulunmak zorunda kalmışlardır. Kendimizi güçlü kılacak anlamları yaratma kapasitesi hepimizde vardır. Ama çoğumuz bu kapasiteyi hiç kullanmayız, varlığını bile bilmeyiz. Hayatın açıklanamayan trajedilerinin bir nedeni olduğu inancını benimsemezsek, o zaman gerçek anlamda yaşama kapasitemizi mahvetmeye başlıyoruz. Hayatın en acı tecrübelerinden anlam çıkarabilme ihtiyacı, ruh hekimi Viktor Frankl tarafından gözlemlenmiştir. Frankl ile diğer soykırım kurbanları, Auschwitz’in ve başka toplama kamplarının dehşetinden kurtulmuş kimselerdir. Frankl bu “dünya cehennemine” dayanabilenlerin ortak bir özelliği olduğunu keşfetmişti. Bu tecrübeye dayanabilmek için, çektikleri acıyı değiştirip ona güçlendirici anlam yükleyebiliyorlardı. İçlerinde bir inanç geliştirmişlerdi. Bu acıyı çekip sağ kalınca olup bitenleri anlatacak, bir daha hiçbir insanın böyle acı çekmemesini sağlayacaklardı.
İnançlar yalnız bizim duygularımızla eylemlerimizi etkilemekle de kalmaz. Birkaç saniye içinde vücudumuzu da değiştirebilirler. Yale profesörlerinden, kitapları çok satılan Dr. Bernie Siegel’le bir görüşme yapmak zevkine ulaştığımda, inancın gücünden konuşmaya başladık. Bernie bana, ” Çok Kişilikli” hastalarından bazıları üzerinde yaptığı bir araştırmayı anlattı. Bu insanların farklı bir kişi haline dönüştüklerine olan inançlarının gücü, sinir sistemlerine kesin bir emir vermelerine yol açıyor, vücutlarının biyokimyasında inanılmaz değişiklikler yaratıyordu. Sonucu mu soruyorsunuz? Vücutları araştırmacının gözleri önünde biçim değiştiriyor, bir anda yeni bir kimlik yansıtmaya başlıyordu. Yapılan çalışmalarda, hastanın göz renginin bile kişiliğiyle birlikte değiştiği, vücudundaki birtakım iz ve işaretlerin silinip tekrar belirdiği gözlemlenmişti! Şeker hastalığı ya da tansiyon gibi sorunlar bile, o kişinin hangi kişiliğe girdiği konusundaki inancına göre gidip gelmekteydi.
İnançlar ilaçların vücuttaki etkisini bile alt etme kapasitesine sahiptir. Çoğu kimseler ilaçların tedavi edici olduğuna inanıyor olsa bile, yeni gelişen psikonöruimmünoloji biliminde (zihin- vücut ilişkileri) pek çok kişinin ilaçlara karşı kuşkular taşıdığı, bunun yüzyıllardır böyle olduğu yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Harvard Üniversitesi’nden Dr. Henry Beecher’ın yaptığı geniş çaplı araştırmaların kesinlik gösterdiğine göre, biz sonucu ne kadar ilacın etkisine yorumlasak da aslında farkı yaratan hastanın inancıdır.
Bunun bir örneği, 100 tıp öğrencisinin katılımıyla yapılan bir deneyde iki yeni ilacın değerlendirilmesiydi. İlaçlardan biri onlara “süper uyarıcı” olarak tanıtılmıştı ve kırmızı kapsül içerisinde bir tozdu. Diğeri ise “süper sakinleştirici” idi. O da mavi kapsül içerisindeydi. Ama öğrencilerin haberi olmaksızın, kapsüllerdeki ilaçlar değiştirilmişti. Kırmızıya barbitürat (sakinleştirici), maviye amfetamin (uyarıcı) konmuştu. Yine de öğrencilerin yarısının fiziksel tepkileri, kendi bekledikleri doğrultuda oldu. Yani o kimyasal maddenin vücutlarında yaratması beklenenin tam tersi oldu. Bu öğrencilere verilen plasebo değildi. Gerçek ilaç verilmişti onlara. Ama inançları, ilacın vücutlarındaki etkisini alt etmişti. Dr. Beecher’ın daha sonra söylediği bir söz çok ilginçtir.
” İlacın yararı; yalnız kendi kimyasal özelliklerinin doğrudan sonucu olmayıp, hastanın o ilacın yararına ve etkinliğine inancının da doğrudan sonucudur.”
İnançlarımızı bir kere kabul ettiğimiz zaman, bunlar sinir sistemimizde tartışılmaz emirler biçiminde iletilir, bugünkü ve gelecekteki olanaklarımızı genişletme ya da yok etme gücüne sahip olurlar.
Anthony Robbins-İçindeki Devi Uyandır- kitabından alıntır.

Müəllif:

Graphic Designer

Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

%s qoşulma