Posted in Zeynalov

Ders – 1 Kabala’ya Giriş


Giriş

Kabala: İnsanın üst dünyaları algılaması, anlaması ve hissetmesi için uygulanan bir ilim metodudur.

Kabala gerçeğin 5 seviyede oluştuğunu açıklar, 5 farklı bilinç seviyesi ve gerçeğin algılanması.

Bu dünya dediğimiz Olam Hazeh’de etrafımızdaki gerçeklerin sadece küçük bir kısmını algılayabiliyoruz. Ama hepimizin içinde daha fazla bir şeylerin olması gerektiği hissi var, bu dünyanın ötesinde, daha büyük bir şeyler.

Dünyalar aşağıdaki gibide çizilebilir.

Resmin tümünü göremiyoruz. Algılayışımız sınırlı. Peki neden bu üst dünyaları algılayamıyoruz?

Kabala insanın 5 duyusu olduğunu anlatır ve bu 5 duyu sayesinde çevremizden bilgi ediniriz. Bilgi beynimizde analiz edilir ve sonunda kafamızdan gerçek diye algıladığımız bir nosyon ortaya çıkar.

Kabala üst dünyaları 5 duyumuzla hissetmemizin mümkün olmadığını söyler. Dolayısıyla ek bir duyu geliştirmemizi öğretir, 6. bir his – buna perde denir, “masah”. Bu masah sayesinde üst dünyaları algılarız.

İnsan ne zaman 6. hissini geliştirebilecek ve inşa edebilecek duruma gelir? Sadece üst dünyalara olan merakı ve arzusu içinde yüzeye çıkıp geliştiği zaman.

Bugün ilim sayesinde, fiziksel görünümümüz, karakterimiz ve çeşit çeşit arzuların içimizdeki genler vasıtasıyla bizi doğuştan yönettiğini biliyoruz.

Kabala içimizde ek bir genin olduğunu anlatır, ruhani bir gen, insanın içinde her şeyi algılayabilmek ve bilmek arzusunu ve ihtiyacını uyandıran.

Bu gen insanın içerisinde birçok hissi oluşumu geliştirdikten sonra uyanır, bu oluşumdan tüm insanoğlu geçer.

Yukarıdaki tablo insanın arzu seviyesine göre nelerin peşinde koştuğunu gösterir. Arzunun gelişimi binlerce yıl ve yüzlerce reenkarnasyon sonunda olabilir.

Bu arzuların ortak noktası nedir? Bu arzuların hiçbirinde gerçek mutluluğu bulamayız.

İki ana problemle karşılaşıyoruz:

1. Arzularımızdaki mutluluğumuz çevremizdeki insanlara ve onların arzularına bağımlı. Mesela ne kadar para kazandığım ya da ne kadar bilgili olduğum sadece diğer insanların zenginliğine ya da bilgeliğine bağlı. Bu arzuların hepsi çevremizden aldığımız arzular. Sadece çevremize kıyasla mutlu oluyoruz.

Tüm arzularımız ve bu arzulardan edindiğimiz mutluluklar çevremize kıyaslandığı zaman mutluluğa dönüşüyor.

2. Arzular her zaman doyuma ulaşır. Doyumun doruk noktası ise arzuyla doyuma ulaşma arasındaki noktadır.

Mesela yemek: Çok acıkmış olabilirim. İlk lokmayı alır almaz arzumun seviyesi anında düşer ve hele kinci ve üçüncü noktadan sonra sadece yemek için yenir çünkü arzu kaybolur.

Arzu tatmin edilir edilmez verdiği mutluluk kaybolur. İnsan tekrar elde sıfır olarak hayata devam eder ve elinde yarım bir arzuyla ölür.

Anaokulundayken ilkokula gitmeyi arzuluyordum, sonar liseye ve sonar üniversiteye. Sonrada askerliği bitirip iyi bir işe girmeyi. Sonra biraz dünyayı gezip görmeyi ve sonrada kendi işimi kurup patron olup para kazanmak istiyordum…

Neyim ben geri zekâlı falan mı? Ya da beni neyin motive ettiğini bilmiyorum. Benim üzerimde işleyen bu yasalar neler?

İnsan yaratılışından beri burada kendi yerini bulmaya çalışıyor, çevresinde sükûnet ve bütünlük hissi içerisinde yaşayacağı bir yer edinmeye çalışıyor, sürekli mutluluğu hissedebileceği bir yer.

Hepimiz bunu hayatımızın her safhasında yaparız, çevremizle ideal bir şekilde bütünleşmeyi: arkadaşlarımızla, ailemizle ve işyerinde insanlarla kaynaşmayı ve çevreye uyum sağlayabilmeye çabalarız.

Kendimizi dünyaya da adapte ederiz. Soğuk olunca üzerimize bir şeyler giyeriz, güneşte yanmamak için gölgede dururuz ve tüm bu davranışlarım her seviyede sanki otomatik olarak vücudum tarafından bilinçli bir şekilde yapılır.

Hiç dikkat bile etmeden vücudumu hareket ettirip daha rahat bir şekilde olmasını sağlarım vs. İçimdeki enerji hep orta noktayı bulur, hep durgun ve hareketsiz bir noktayı arar. Tüm objeler bu durgun noktayı arar ve bu durgun noktada kalmak ister. Bu ideal durumu insanın edinebilmesi için ve kendisini bir bütün, sükunet içerisinde ve sonsuzluğun iyiliğini hisseder durumda olabilmesi için insan bu hislerin ne olduğunu anlamalı ve öğrenebilmek için çevresini araştırmalı.

Bazıları geçmişi, bazıları ise geleceği araştırır ve bazıları insanın içindekileri, bazıları da dışarıda ki şeyleri. Aslında hepsinin amacı aynı. Ne olduğumuz,  nereden geldiğimiz ve nereye gittiğimizin cevabı. En mükemmel halimizin ne olduğu ve buna nasıl ulaşabileceğimiz? Neden hayatımız boyunca amaçsızca oradan oraya koşuyoruz? Neden sadece olup bitenle mutlu olmamız mümkün değil?

İnsanın içinde bu sorular yüzeye çıktığı zaman, kabalada o insanın ruhani geni gelişmiş derler, ya da başka bir deyişle kalbinde ki kıvılcım, (kalp = tüm arzuların toplamı).

İnsan kendi çevresinde olmayan bir şeyleri aramaya ve arzulamaya başlar, daha yüce bir şeyi arar.

İnsan çevresinde olan bitenlerin her şey olmadığını ve daha büyük, daha gerçek, kendisinden gizli bir şeylerin olduğunu hisseder. Etrafında bir sonsuzluğun olduğunu ama henüz hissedemediğini görür.

İçlerinde bu soruların uyandığı insanlar ve üst dünyaları edinebilmenin bir metodunu bulanlar bize bu dünyanın üzerinde daha üst bir gerçeğin olduğunu anlatırlar ve bu üst dünyaların alt dünyalarla bir mükemmellik içerisinde yaratıldıklarını anlatırlar. Üst dünyalarda mevcut olan her cisim ve varlık bu dünyada da kendi formunda var.

Biz alt gerçekte yaşıyoruz ve üst dünyalardan inen her şeyi anlamadığımız sürece, her düşünce, her hareket her his – başımıza gelen şeylerin nedenini asla anlayamayız. Sokakta yürürken kafanıza saksı düşmesinden, hep dikkatli araba kullanmanıza rağmen trafik kazasında ölmeniz gibi. Her bir sonraki saniyemiz bizden gizli…

İnsanın içindeki bu üst dünyaların arayışına iten güç, kendisini ve altıncı hissini geliştirmeye doğru sürükler ve bu noktada insanın karşısına kabala çıkar ve kabalanın bilgeliğini kullanır. Kabalayı kullanarak kendisini geliştirir ve üst dünyaları hissetmeye başlar.

Altıncı hissin geliştirilmesi binlerce yıldır bizler gibi gerçeği arayanlar ve neden yaşadıklarını öğrenmek isteyip sonsuzluğu, bütünlüğü bulmak isteyenler tarafından çalışılmış ve geliştirilmiştir. Bu çalışmaların sayesinde üst dünyaları algılayıp detaylı ve tam olarak kabala kitaplarında anlattılar.

Sonuç: Başlangıçtan beri hep bütünlüğe ve sonsuzluğa ulaşmaya, sükûnet içerisinde yaşama arayışındayız. Yaptığımız her hata, yoldan çıktığımız her an bizlere acı ve boşluk olarak geri geldi. Eğer bu değişimde aktif olarak yer almak istersek, içimizde bu hissi geliştirmek istersek ve üst dünyaları hissedebilmeyi başarırsak iyiden daha da iyiye doğru gideriz, kendi kontrolümüzün altına ve anlayarak ilerleriz.

Metot hazır ve sizlerde buradaysanız büyük ihtimalle hazırsınızdır. Sonuç olarak insanın ilerlemesi kendi seçimi.

menbe

Müəllif:

Graphic Designer

Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

%s qoşulma