Posted in Maraqli

SIFIRDAN YÜZ MİLYAR DOLARLIK ŞİRKET NASIL KURULUR?


 Jacques Defforey genç bir deha. Son derece hırslı. Yeni durumdan nasıl faydalanabilirim ve nasıl çok zengin olabilirim diye düşünmeye başlıyor. Cevabı: kentlerin dışında otoyolların kesişme noktasında dört yolun kesişmesi anlamına gelebilecek bir mağaza açmaya karar veriyor.

“Çocukken hiç para kazanmayı düşünmemiştim. Papaz olmak istiyordum. Zengin olmamın sırrı: hiç rekabet ortamına girmedim. Rekabetten hep kaçtım. Sıra dışı hep farklı şeyler hayal ettim. Rekabetin hep önünde koştum.”

Burada anlatacaklarım tamamen gerçek ve gözleme dayalı. Sıfırdan yüz milyar dolarlık bir şirket kuran genç bir adamın hikâyesi. Ama bu hikâyenin içinde Türkiye’den tanıdık başta rahmetli Sakıp Sabancı olmak üzere çok sayıda tanıdık isimi bulacaksınız.

Hikâye 1960’ların başında başlıyor. Fransa’da bir yandan otoyol inşaatları başlıyor. Öte yandan orta sınıflar otomobil sahibi oluyor. Netice: Fransız aileleri kırlara açılmaya başlıyor.

Jacques Defforey genç bir deha. Son derece hırslı. Yeni durumdan nasıl faydalanabilirim ve nasıl çok zengin olabilirim diye düşünmeye başlıyor. Cevabı: kentlerin dışında otoyolların kesişme noktasında dört yolun kesişmesi anlamına gelebilecek Carrefour adlı bir mağaza açmaya karar veriyor. Bunun için metruk bir eski fabrika binası buluyor. Kireçle badana yapıyor ve üzerine “burada her şey daha ucuz” yazısı yazıyor. Komşu köylerin sütünü, köy fırıncısının ekmeğini mağazasına taşıyor ve mağazasını her türlü malla dolduruyor.

       Alt tarafı dört duvar
Hikayeyi Defforey bana kendisi anlattı. “Baştan itibaren kendimi bir mağazacı olarak değil bir bankacı olarak düşündüm. Vadeli alıyor peşin satıyordum. Alt tarafı dört duvar. Bir kenarı boydan boya kasa. Müşteri çok mal alsın diye büyük sepetli arabalar. Mağaza kırda olduğu için dört tarafı otomobil park yeri. Vadeyle satın alıp peşin sattığım için paramı bankaya faize yatırıyordum. Kısa zamanda faiz sayesinde mağaza sayım ikiye çıktı. Ama büyümek için daha çok sermayeye ihtiyacım vardı.”

Bunun için genç Defforey baba dostu zengin bir iş adamına başvuruyor. Bu kişi ünlü Danone kurucusu Antoine Riboud . Ona Carrefour’u anlatıyor. “Ortak olalım” diyor. Yaşlı adam kahkahalarla gülmeye başlıyor. “Genç adam” diyor. “Bu çılgınca projeden vazgeç. Benim paramı da babanın parasını da batıracaksın.”

Otuz yıl sonra: Sakıp Sabancı’nın meşhur Atlı Köşk’teki evindeyim. Bahçedeki masamızda Sakıp bey, Danone’nun yeni patronu genç Franck Riboud ve ben varım. Riboud bana dönerek “ben şu anda yılda on yedi milyar dolar ciro yapıyorum” diyor. “Zamanında babam Defforey’in çılgın teklifini kabul etseydi bugün yılda yirmi beş milyar dolar daha fazla ciro yapıyor olacaktım.”

       CARREFOUR NASIL BÜYÜDÜ?
Jacques Defforey dünyanın en nazik ama aynı zamanda belki en tilki dehası. Dev ama kelepir satın almalarla büyüyor. Tanıştığımız zaman cirosu yılda yirmi beş milyar doları bulmuştu. Beni sık sık yemeğe davet ediyor ve Türkiye’yi anlatmamı istiyordu.

1990 yılında TRT’nin ilk uydu bağlantılı programını yapıyorum. Amaç daha önce iki defa davetlim olarak Türkiye’ye gelen Fransa Başbakanı Profesör Raymond Barre’ı ve en zengin on Fransız iş adamını Cumhurbaşkanı Özal ve en zengin Türk iş adamlarıyla uydu bağlantısıyla bir televizyon programında buluşturmak. Bu TRT için bir ilk. On beş kameralı bir program. Üç kamera Çankaya’da Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın karşısında. Beş kamera Ankara’da TRT’nin A stüdyosunda. Katılanlar arasında Dilek Sabancı, Üzeyir Garih, Nejat Eczacıbaşı, bakanlar Güneş Taner, Kamuran İnan var. Fransa tarafında Fransa’nın devlet televizyonun en büyük stüdyosunda yedi kameralı bir çekim. Katılanlar arasında Başbakan Raymond Barre, bakanlar ve Fransa’nın en zengin on kişisi var. Aralarından biride Jacques Defforey. Programı ben hazırlayıp sunuyorum. Programın tüm masraflarını Türkiye gazetesi ve Enver Ören beyefendi karşılıyor. Program 30 Ekim 1990 akşamı TRT’de yayınlanıyor.

CARREFOUR TÜRKİYE’DE

Program sonrası Türkiye gazetesi sponsorluğunda Defforey benim davetlim olarak ilk kez Türkiye’ye, Enver Ören beyefendinin Sarıyer’deki yalısına geliyor. Ama ortaklık konusunda İhlas ile anlaşamıyorlar. Neden? Bu soruyu hep kendi kendime sordum. Bence sebep: TRT’deki programa vahşice saldıran merkez medyanın yönetici düzeyindeki gazetecileri ve arkalarındaki çok güçlü sermaye grupları. İhlâs’ın dünya devi Carrefour ile birleşmesini her ne pahasına olursa olsun engellemek isteyen güçler.

Hilton’da Defforey ile baş başa yemek yiyoruz. Defforey çok nazik ama için için köpürüyor. “Bana Türkiye’yi çok sevdirdiniz. Buraya yerleşmeye karar verdim. Yeni bir ortak lazım. Kimi tavsiye edersiniz? Koç’u mu Sabancı’yı mı?” diyor. Cevabım: “her ikisini de tanıyorum ama bu kişiler arasında daha çok Sabancı ile dostum” diyorum. Sabancı 1986 yılından beri bana evini açmış tüm uluslararası faaliyetlerimin sponsoru olmuş bir kişi. Onun memleket aşkını biliyorum. Defforey’e “sizin Türkiye’de kalmanız Türk perakende sektörünün modernleştirilmesi için çok önemli” diyorum.

Bu konuşmayı izleyen günlerde Sakıp beyin davetiyle yılbaşı tatilini Fransa’da geçiriyorum. Ona bu konuşmadan bahsediyorum. Sakıp beye “siz yılda sekiz milyar dolar ciro yapıyorsunuz. Defforey yirmi beş. Sizinle ortak olmak istiyor” diyorum. Bir süre sonra CarrefourSA doğuyor.

Daha önce gene benim davetimle Türkiye’ye gelen Fransa’nın en büyük bankası BNP Sakıp beyle ortaklık kurmuş, BNP-Ak kurulmuştu. Arkasından CarrefourSA, DanoneSA doğuyor. Netice: Sakıp beyle beraber kendimizi Fransa Başkanlık Saray’ında buluyoruz. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac Sakıp beye Legion d’Honneur madalyasını takıyor.

       CARREFOUR BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR
Genç bir dehanın kurduğu Carrefour çok hızla büyüyor. Yıllar içinde devleşiyor. Cirosu çok sayıda devlet bütçesini katlıyor. Yüz elli milyar doları yakalıyor. Bu nasıl oluyor? Defforey’e soruyorum. Paris’te yemekteyiz. Defforey istiridyesini yiyor, şampanyasını yudumluyor. Bana gülümseyerek “Profesör çocukken hiç para kazanmayı düşünmemiştim. Papaz olmak istiyordum. Zengin olmamın sırrı: hiç rekabet ortamına girmedim. Rekabetten hep kaçtım. Sıra dışı hep farklı şeyler hayal ettim. Rekabetin hep önünde koştum.”
Prof. Dr. Bener KARAKARTAL

Müəllif:

Graphic Designer

Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

%s qoşulma